23 Ocak 2009 Cuma

İkaruslar Cehennemi

Orhan o gün bir şeylerin ters gideceğinden emin olarak uyandı. İçindeki bariton ses “İ-kaa-ruus..” diye fon tutuyordu durağa doğru yürürken adımlarına. Fon tutuyordu evet, fön değil. Orhan o güzelim mahmur gözlerini yerden kaldırmadan ilerliyordu. Hafif eprisede hala ilk günkü kadar vazgeçilmez egosunu okşuyordu cebinde. Mutluydu bir yandan da; ya egom olmasaydı diye düşünüyordu. Güzelim mahmur gözlerini yerden kaldırmasıyla gördüğü manzaranın ürkünçlüğü karşısında “Hayııııııır!” diye bağırması bir oldu. Sarsılmıştı Orhan. Ayaklarının altından yer çekilmiş. Gök kubbe adeta yarılmıştı. İkaruslar dolusu insan, o durağa adım attığı anda korkunç bir gürültüyle kim bilir hangi uzak diyarlara doğru yol almaya başlamıştı. Adeta onunla dalga geçer gibiydiler. Hatta bir iki genç kız kıkırdayıp biribirlerine Orhan’ı gösteriyor, bir iki çocuk ona dil çıkartıyor, dişleri dökülmüş amcalar kahkaha krizlerine giriyor gibi geldi Orhan’a. Çünkü bütün ikaruslar, hepsi aynı anda tam gaz (saatte elli bilemedin altmış kilometre) basıp gitmişlerdi ve geride bir tane olsun kalmamıştı o kırmızı, gül kokulu, yar kokulu, tatlı dilli, al yazmalı ikarusçuklardan. Ama Orhan buna dayanamazdı, nasıl olurdu da kendini o melun lacivert otobüslerin konforlu iki yüzlülüklerine bırakır, nasıl olur da sırtını yaslardı kılıflı, dolgun koltuk arkalıklarına, nasıl otururdu o küstah misafirperverlikleri ile insanın nefsini kamçılayan koltuklara. Egosunu buruşturup attı o vakit. Lanet olsun dedi. Bir filmi çağrıştırdı bu cümle ona. Heyt be dedi İka-russuz kalmışım hala çağrışabiliyorum. Egosunu buruşturduğu doğruydu ama hemen ayaklarının altına bırakıvermişti attı dediysek, bilmeden düşürmüş gibi. Orhan da işin artistliğindeydi zaten. Eğilip aldı egosunu yerden. Uzaktan nazlı nazlı süzülerek gelen lacivert otobüs yakınlaştıkça Orhan dizginleyemez oldu kendini. Evet yapacaktı…

Not: Ankara halkının egoları ceplerinde, cüzdanlarında ellerinde filandır. Sivil kişilerinki kırmızı olmak suretiyle mavi renkli olan öğrenci egolarından ayrılır.

1 kişi körükte duruyor:

Fırat

İ ğneleyicisin, aktarmaya
K arşısın
A ma seversin bizi biliyorum.
R ahat ettirmeye çalışırsın.
U gandaya giderim seninle.
S evmek bir ömür sürer aktarma 45 dakika.

  © Blogger template 'Minimalist F' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP